Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker tarım sektörünün tüm dünyada öneminin giderek arttığını kaydetti. Bakan Eker,
Antalya’da gerçekleştirilen Hayvan Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Programı Yıllık Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.
Toplantıda bir konuşma yapan Bakan Eker, küreselleşme ile birlikte tarım sektörünün öneminin dahada arttığını ifade etti. Tarım ticaretinde önemli gelişmeler yaşandığını bu çerçevede her ülke yeni düzenlemelerin yaptığını belirten Bakan Eker, “Tarımsal üretim ve ticaretin gelişmesi demek canlı, biyolojik nesneler, ürünler, varlıklar olmaları sebebiyle beraberinde sağlıkla ilgili meseleleri gündeme getiriyor. Zoonoz hastalıkların artık sınır tanımaz hale geldiğini görüyoruz. Yeryüzünde yaşayan insanlar kendileri dışında başkaları içinde üretim yapıyorsa kendileri üretemiyor ve başkalarının ürettiklerini satın alıyorsa sağlıklarını ülkelerini korumak maksadıyla mevzuatını oluşturmak, düzenlemelerini yapmak, politikalarını yeniden düşünmek zorundadır. 21. yüzyılda tarım hayvansal, bitkisel üretimi, işlenmiş ve işlenmemiş ürünleri tüm ham maddeleri ile gündemde. Tarım üreticiler, tüketiciler ve tacirler için büyük önem taşıyor. Öte yandan bizim sektörümüz insanlığın beslenmesini sağlayan bir sektör olması nedeniyle de açlık problemi ile de doğrudan ilişkisi olan bir sektör. Eğer 1 milyar insan aç olarak yatağa giriyorsa düşünmemiz gereken bir başka konu var demektir. Dünya tarım sektöründe üretilen gıda maddeleri 7 milyar insanı besleyecek durumdadır. Sorun paylaşım, ticaret politikaları, ülke ve grupların kendi çerçevesinden çıkar amaçlı yaklaşımları ile bu problem ortaya çıkmaktadır. Yeryüzünde 1 milyar insan aç ise o yeryüzü toklar içinde güvenli bir yer olmaktan çıkar. Sektörümüzdeki faaliyetleri yürütürken bunu da dikkate almak zorundayız” diye konuştu.
Üretimi gerçekleştirirken kıt kaynakların kullanıldığına dikkat çeken Bakan Eker, “Eskiden hava, su, toprak sınırsız olarak düşünülüyordu ancak bunlar sınırlı kaynaklar. Bugün yaptığımız tarımsal faaliyetleri torunlarımızın da yapabilmesi için kaynaklarımızın rasyonel kullanılması şart. Sürdürülebilir, çevreye duyarlı üretim yapmak durumundayız. Dünya bugünlerde Kopenhag'da Küresel Isınma ve İklim Değişikliği panelinde yaşanan gelişmeleri ve geleceği tartışıyor. Mevcut üretim politikaları ile devam edebilir miyiz? Isınan bir dünyada doğal kaynakların durumu ne olacak? Üretim nasıl etkilenir? Yaşananlar geleceğimize nasıl yansır? Sorularına cevap aranıyor. Küresel ısınma doğrudan tarım sektörünü ilgilendiren bir sektör. Tarımsal üretimi belirleyen birinci faktör coğrafyadır. Coğrafyanın temel unsuru ise iklimdir. Yağış olmadan bir üretim düşünülemez. Küresel ısınma belli bir noktaya gelir ve yağış rejimi değişirse yüzey suları artar ama tabiat tahrip olur, toprak yağıştan istifade edemez. Tüm bunları dikkate alarak üretimimizi gözden geçirmek durumundayız” dedi. Hayvan hastalıklarının artık sınır tanımadığını kaydeden Eker, “Geçtiğimiz yıllarda kuş gribiyle karşılaştık ve büyük bir başarı ile bu hastalıkla baş edebildik. Bu yaşanan sınır tanımaz olayları da takip etmek ve mücadele programlarımızı ona göre şekillendirmek zorundayız” dedi.
Tarım sektörünün ve bu sektörde yapılan işin şehirli bir yüzü olmaması nedeniyle imajının pek de iyi algılanmadığını ifade eden Bakan Eker bunun sektör ve bu sektör çalışanları için bir haksızlık olduğunu ve bu imajın değiştirilmesi ve algılamada yaşanan bu yanlışlığın düzeltilebilmesi için tüm paydaşlara büyük sorumluluklar düştüğünü belirtti.
Enformasyon ve bilginin birbirinden farklı olduğunu ifade eden Bakan Eker; “Topluma bir takım enformatik haber ve sayılar veriliyor. Sektörümüzün tanıtım boyutu ile ilgili bu problemi çözmek zorundayız. 72 milyon insanı besleyen, fedakarca çalışan bir sektör olmasına rağmen karşılığını tam anlamıyla alamıyor. Kendimizi daha iyi tanıtmak zorundayız. Sadece hammadde üreten bir sektör değiliz. Üretilen kirazımız İngiltere'de sofraya gidiyor tıpkı Kolombiya'da üretilen muzun Kars'ta sofralarımıza geldiği gibi. Artık kimse ailesi ve kendisi için üretim yapmıyor, pazar için üretim yapıyor bu durumda rakipler artıyor. Ürünümüz daha sağlıklı, kaliteli olmak ve daha iyi tanıtılmak zorunda” diye konuştu.
Türkiye'nin hem jeostratejik hem de agrostratejik olarak avantajlı bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Eker; “Dünyadaki 8 bitki gen merkezinin 3 tanesinin kesişme alanındayız. 3904 endemik bitkimiz var. Tüm Avrupa kıtasında ise 2400 tane. Bu sahip olduğumuz potansiyelin büyüklüğünü bizlere göstermekte. Bunları korumak, kayıt altına almak ve projeler üretmek durumundayız. Yüzlerce varlığımız var koruyamadığımız, tescil ettiremediğimiz için birileri tarafından alınıp ticari hale getirilerek tekrar daha yüksek fiyatlardan bizlere satılıyor. Bu heyecan ve şuurla bu zenginliklere sahip çıkmalıyız” şeklinde konuştu.
Son 5 yıl içinde tarımın üst üste 4 kez büyüme yaşadığını söyleyen Bakan Eeker, “Bu yılın ilk 9 ayındaki büyüme ise %3.3 olarak gerçekleşti. Tarım sektörü aynı zamanda küresel mali krizin yarattığı iş gücü kaybını da kompanse eden bir sektör. Genel ekonomiye, istihdama çok büyük katkısı var” dedi.
Son 7 yılda tarımla ilgili 12 tane kanun çıkarıldığını ifade eden Bakan Eker “Miras yoluyla arazilerin bölünmesinin önüne geçilmesi ile ilgili kanunla ilgili ise son noktaya gelindi. Türkiye'de 2 milyon hektar çok küçük ve parçalanmış olduğu için kullanılamaz durumda. 2005 yılında çıkarılan kanun ile bölünebilmeye sınır getirdik. Şu anda 20 dekarın altına bölünemiyor. Bu bölünmüşlüğü kaldırmak zorundayız. Aile üyelerinin şirketleşmesi ve gönüllülük esasına bağlı arazinin özgüllenmesi 2 ayrı model olarak tartışılıyor” dedi.
Son haftalarda biyogüvenlik konusunun sıkça konuşulduğunu söyleyen Bakan Eker; “ Biyogüvenlik yasa tasarısı meclise gitti. GDO ile ilgili bir yönetmelik çıkardık. Ancak bu konu yanlış algılandı ve yanlış değerlendirildi. Biz doğru olanı yaptık. Sadece beyana dayalı bir ithalatımız varken bunu denetim altına alalım, kontrollü girişi sağlayalım dedik. Ancak basında yanlış biçimde ele alındı. Yanlış görüntüler eşliğinde halka yanlış anlatıldı. Açılan davalar neticesinde Danıştay tarafından yönetmeliğin yürütmesi durduruldu” şeklinde konuştu.
Bakanlık çalışmalarının köylerde çiftçilere ulaştırılması için farklı iletişim tekniklerinin kullanılarak duyurulmasının gerekliliğini vurgulayan Bakan Eker; “527 milyon veri ile tarım arazilerimizin bir envanterini çıkardık. Artık üretim planlamamızı ve politikalarımızı buna göre belirleyeceğiz. Hangi ürün hangi havzada desteklenecek bu uygulamanın tüm çiftçilerimize anlatılması lazım. TARSİM uygulaması da çiftçilerimiz tarafından yeterince bilinmiyor. Eskiden don bu sistemin içinde değildi. Artık don ve sel ve su baskını da bu sisteme dahil edildi. Özellikle sera varlığı fazla olan illerde çiftçilerin sigorta yaptırmaları yönünde bilgilendirilmesi çok önemli” diye konuştu.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Cumhuriyet tarihinde hayata geçirilen en önemli projelerden biri olduğunu da belirten vurgulayan Bakan Eker; “Yaklaşık 2500 projeye 420 milyon TL hibe desteği verdik.18.000 kişilik bir istihdam yaratıldı. Tarımsal üretimin daha iyi değerlendirilmesi, üretici gelirinin arttırılması ile ilgili büyük yararları var” dedi.
Alo Gıda hattı, yaş meyve sebze denetimleri, sertifikalı tohum kullanımın yaygınlaştırılması, reçeteli ilaç satışının etkin yürütülmesi için bilgilendirmenin gerekliliğini vurgulayan Bakan Eker tüm bu uygulamaların tüketicinin sağlığını korumaya yönelik olduğunu kaydetti.
GAP illerinde başlatılan yeni bir proje ile süt sığırcılığı yapmak isteyen işletmelere %40 hibe desteği verildiğini belirten Bakan Eker benzer bir projenin Doğu Anadolu illerinde de hayata geçirileceğinin müjdesini verdi.
Bakan Eker, Tarım sektörünün zor bir sektör olduğunu ve bu alanda faaliyet gösteren herkese büyük işler düştüğünü belirterek sözlerini noktaladı.














